Archive for: Haziran 2010

25 Haziran 2010

Sağlık Veren Atıştırmalık Kuruyemiş!

Filed under: Sağlık - 25 Haz 2010

Atıştırmalıklar listesinde ilk sırayı alan kuruyemiş, dozunda tüketirseniz, sağlığınıza da korur!

Sağlık Veren Atıştırmalık: Kuruyemiş!
Ceviz:

Kalp dostudur. Mikropları öldürür, kanı temizler.   Göğüs ve nefes borusu ağrılarında, öksürükte faydalıdır. Saç dökülmesine, el ve ayak iltihaplanmalarına iyi gelir. Cildi besler. Sabah kahvaltısında bir miktar tüketmek, zekayı geliştirir.

Badem:

Kan yapımını artırır. Yorgunluğu giderir. Böbrek ve üreme yollarında oluşan iltihapları yok eder. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını azaltır.

Kuru Kayısı:

Vücuda enerji verir. Kalp yetmezliği, böbrek hastalıkları ve hepatit tedavisinde yardımcıdır.

Bakanlıktan zayıflama uyarısı

Filed under: Sağlık - 25 Haz 2010

Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, ”Zayıflamak için bilinçsiz ilaç ile çeşitli zayıflama ürünlerinin kullanımının sağlığı son derece olumsuz yönde etkileyeceği” uyarısında bulunuldu.
       
Açıklamada, gelişen teknolojinin insanların beslenme alışkanlıklarını olumsuz yönde etkilediği belirtilerek, ”Beslenme tarzındaki değişiklikler ve fiziksel hareket azlığı gibi bir takım olumsuz şartlar bir araya geldiğinde obezite (şişmanlık) riskinin arttığı” kaydedildi.
       
Obezitenin, mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğu belirtilen açıklamada, şu uyarıda bulunuldu:
       
”Obezitenin bu kadar yaygınlaşması, tedavisinin uzun ve süreklilik gerektiren bir süreç olması yaz aylarının yaklaştığı şu günlerde kısa sürede sonuç alabilmek için bireyleri istenmeyen uygulamalara yönlendirebilmektedir. Özellikle zayıflamak için bilinçsiz ilaç ile çeşitli zayıflama ürünlerinin kullanımının sağlığı son derece olumsuz yönde etkileyeceği unutulmamalıdır.”

DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Obezite tedavisinde gözönünde bulundurulması gereken hususlara da değinilen açıklamada, şu bilgilere yer verildi:
       
”Obezite tedavisinde bireye özgü diyet, egzersiz ve davranış değişikliği tedavinin temel ilkeleridir.
       
Zayıflama sürecinde aşırı ve hızlı ağırlık kaybından mutlaka uzak durulmalı, ağırlık kaybı için bireyin cinsiyeti, yaşı, boyu ve fiziksel aktivitesi dikkate alınmalı, kişinin beslenme alışkanlıklarına uygun alınan enerji ile tüketilen enerjinin dengelendiği doktor ve diyetisyen kontrolünde bir beslenme programı uygulanmalıdır.

Yaban mersininin yararları

Filed under: Sağlık - 25 Haz 2010

Sofralarımızda hak ettiği ilgiyi hala görememiş olan yaban mersini, sağlığımız için son derece yararlı bir meyvedir. Faydaları saymakla bitmeyen yaban mersininin iyi bir antioksidan olduğunu biliyor musunuz?

Halk dilinde maviÅŸ yemiÅŸ olarak da geçen yaban mersini, özellikle Karadeniz Bölgesi’nde bolca yetiÅŸir. Maviden mora ve kırmızıya kadar tonlarda deÄŸiÅŸen rengiyle yaban mersini, bilim adamlarının dikkatini çeken meyveler arasında yer alıyor.

Beynin genç kalmasında katkı sağlayan bu meyve, Alzheimer gibi hastalıkları önlemede son derece başarılı oluyor.

Aslında yaban mersinine ilgi çok eski yıllara kadar uzanıyor. 2.Dünya Savaşı sırasında pilotlara görme yeteneÄŸi artırdığı için tavsiye edilen bu meyve, 16.yy.’da ÅŸifacılar tarafından adet kanamalarının düzenlenmesinde kullanılıyormuÅŸ. Günümüz bilim adamları ise, bu meyvenin incelenmesine ağırlık vererek, farklı özelliklerini de keÅŸfetmiÅŸ durumdalar.

İyi Geldiği Hastalıklar

Göz yorgunluğu

Katarakt

Göz tansiyonu

Şeker hastalığı kaynaklı göz tansiyonu

Kabızlık

Mide bulantısı

Kilolu Olmanında faydaları varmış

Filed under: Sağlık - 25 Haz 2010

 Bir   araştırmaya   göre büyük kalçalı kadınların kalp krizi risklerinin daha düşük olduğu ve daha ileri ki yaşlara kadar yaşadıkları ortaya çıkmıştır. Kürdan bacak diye tabir edilen ince bacaklı bayanların ise kalp krizine yakalanma riski oldukça yüksek.    

kilo2 Kilolu Olmanında faydaları varmış

2-Tartı

 2005 yılında 78 obez bayan üzerinde bir araştırma yapılmış. Bu   araştırmaya   iki grup bayan katılmış. Birinci grup kilo verme amacı ile rejim ve egzersiz yapan bayanlar, ikinci grup ise “her kilo da sağlık” prensibi ile hareket eden ve kilo verme amacında olmayan bayanlardan oluşmuş. İkinci grubun kan basıncı ve kendine güvenleri daha yüksek çıkmış. Araştırma sonucuna göre, kilo verme amacı içinde olan bayanların tehlikeki fiziksel sonuçları oluşuyor.        

kilo3 Kilolu Olmanında faydaları varmış

3-Parlak   Cilt  

 İkizler arasında   yapılan   araştırmalara göre, beden kitle endeksi yüksek olan kardeşin daha genç göründüğü ortaya çıkmıştır.

Bahar Yıldızı (Gypsophila Paniculata) müjdesi

Filed under: Sağlık - 25 Haz 2010

“Bahar Yıldızı”nın binlerce lösemi  hastasının hayatını kurtarabileceği ortaya çıktı…

İngiliz bilimadamları, buketleri süslemek için kullanılan ‘Bahar Yıldızı’ çiçeÄŸinin binlerce lösemi hastasının hayatını kurtarabileceÄŸini keÅŸfetti.

Southampton’daki Lösemi ArkadaÅŸları isimli vakfın araÅŸtırmasını, oÄŸlunu lösemiden kaybeden Dr. David Flavell ve eÅŸi Bee yürüttü.

Kahvaltıyı atlamak obeziteye davetiye

Filed under: Sağlık - 25 Haz 2010

Tayvan’da yapılan araştırmada kahvaltıyı atlamanın kilo almaya ve obeziteye davetiye çıkardığı ortaya çıktı.

İtalyan La Stampa gazetesinde yayımlanan habere göre, kahvaltı yapma alışkanlığıyla obezite arasında bir ilişki bulunup bulunmadığını inceleyen uzmanlar, 2005 yılına ait bir ulusal sağlık anketinden yararlandı.

Verilere göre kişileri, nadiren kahvaltı yapanlar ve kahvaltı alışkanlığı olanlar şeklinde ikiye ayıran bilim adamları, araştırmalarının sonucunda kahvaltıyı atlayanlarda obezite riskinin çok daha fazla olduğunu gözlemledi.

Schisandra Çileği’nin cinsel sorunlara faydaları

Filed under: Sağlık - 25 Haz 2010

Hormonlu ürünlerin neden olduğu cinsel fonksiyon bozukluklarına karşı Schisandra çileğinin tedavi edici etkisinin bulunduğu açıklandı.
 GenetiÄŸi DeÄŸiÅŸtirilmiÅŸ Organizma (GDO) içeren destekleyici   saÄŸlık   ürünleri ve diÄŸer hormonlu ürünlerin meydana getirdiÄŸi cinsel fonksiyon bozukluklarına karşı ‘Schisandra ÇileÄŸi’nin tedavi edici etkisinin bulunduÄŸu açıklandı.

cilek1 Schisandra Çileğinin cinsel sorunlara faydaları
NORE Türkiye Distribütörü Gökhan Sonbahar, “Avrupa’nın en çok satılan yardımcı cinsel saÄŸlık   ürünü NORE’nin içeriÄŸinde bulunan, ‘Schisandra ÇileÄŸi’, taşıdığı adoptogen sayesinde cinsel isteksizliÄŸi en düşük seviyeye çekerken, GDO’lu ürünlerin yol açtığı vücut hasarlarını da tedavi ediyor. ‘Schisandra ÇileÄŸi’nin bu   özelliÄŸi   Hollanda ve Belçika’da yapılan bilimsel araÅŸtırmalarla kanıtlandı” dedi.  

 Vücudun sistemik ton dengesini geliÅŸtirmek ve korumak için konsantrasyon ve dikkat açıklığı saÄŸlayan bir adaptogen içeren ‘Schisandra ÇileÄŸi’nin antik Hindistan ve Çin’de yüz   yıllardır   bilindiÄŸini ve cinsel isteksizliÄŸin önleyicisi olduÄŸunu kaydeden Gökhan Sonbahar, “Schisandra ÇileÄŸi’nin GenetiÄŸi DeÄŸiÅŸtirilmiÅŸ Organizma (GDO) içeren ürünler ve diÄŸer hormon katkılı ürünlerin vücutta meydana getirdiÄŸi organ küçülmesi, kısırlık ve cinsel isteksizlik gibi rahatsızlıkların tedavisinde de yarar saÄŸlayan bir etkisi vardır. ‘Schisandra ÇileÄŸi’, özünde bulunan ‘Adaptogenic’ bitki özü ve ‘Endokrin’ hormonu sayesinde bağışıklık sistemini dengeler ve düzenler. Bu adaptogen ve hormon, vücutta fiziksel, kimyasal veya biyolojik maddeler dâhil birçok strese karşı direniÅŸ gücünü artırır” diye konuÅŸtu.

Havuz enfeksiyonlarına dikkat

Filed under: Sağlık - 25 Haz 2010

Havuz dezenfeksiyonu ve ph düzeyinin sağlanmasında kimyasal dezenfektanların fazla kullanılmasının ishal, ani solunum yolu bulguları, göz iritasyonu gibi hastalıklara neden olabildiği belirtildi.

Güneşlenmek için sürülen yağ, krem ile idrar ve parfümlerin kimyasal dezenfektanlarla birleşerek ”kloramin” denilen yan ürünlerin oluşmasına ve solunum yolu hastalıklarına neden olabiliyor.

Havaların ısınmasıyla birlikte havuz, spa ve kaplıcalar, çok fazla kişinin kullanımı ve suyun iyi dezenfekte edilmemesi ya da havuz dezenfeksiyonu ve PH düzeyinin sağlanmasında kimyasal dezenfektanların fazla kullanılmasının ishal, ani solunum yolu bulguları, göz iritasyonu gibi hastalıklara neden olabildiği belirtildi.

Uzmanlar, insan dışkısıyla atılan her türlü mikroorganizmanın suya geçebildiğini, sarılık ve ishal etkeni virüslerin, parazitlerin, mide-bağırsak sistemi, cilt, kulak, solunum sistemi, göz, santral sinir sisteminde enfeksiyon hastalıklarına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Bakteriyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Esin Şenol, mevsim itibarıyla deniz, havuz, spa ve kaplıcalara giden kişi sayısının arttığını söyledi.

Bunlardan deniz dışında havuz, spa, kaplıca gibi yerleri çok fazla kişinin paylaştığını belirten Şenol, ”Buralara, eğlence amaçlı su temasları, sudan kaynaklanan enfeksiyonlar için risk oluşturabilmektedir” dedi. Vücuttaki mikroorganizmaların, suya girildiği andan itibaren suya geçeceğini vurgulayan Şenol, ”Su ile temas sonrasında, mide-bağırsak sistemi, cilt, kulak, solunum sistemi, göz, santral sinir sisteminde enfeksiyon hastalıkları görülebiliyor ve yara enfeksiyonları oluşabiliyor. Bu tür sağlık sorunlarının görülme riski, özellikle havuz, spa ve kaplıcalarda denize oranla daha çok artıyor” dedi.

Şenol, insan dışkısıyla atılan her türlü mikroorganizmanın, su-kaynaklı enfeksiyonlara neden olabildiğine dikkati çekerek, ”Bu etkenler içinde özellikle virüsler, hepatit A ve hepatit E gibi sarılık nedeni olan ve ishal etkeni virüsler, parazitler ve bakterilerden çok daha düşük miktarları ile enfeksiyonlara yol açıyor” diye konuştu.

”BULAŞ, EN SIK SU YUTULMASI İLE OLUYOR”

Havuz, göl ve denizin özellikle insan dışkısı ile atılan, dizanteri ve tifo etkeni, hepatit etkeni mikroorganizmaların bulaşında rol oynayabildiği uyarısında bulunan Şenol, ”Suda bulunan etkenlerle bulaş, kişilerin yüzmesi sırasında en çok su yutulması, bunun dışında solunum veya suyla temas sonucu gerçekleşmektedir” diye konuştu.

Şenol, havuz, spa, deniz suyu ile en çok ishal etkeni mikroorganizmaların bulaştığını belirterek, ishal olmayan bir kişide bile, deride görünmeyen şekilde çok az miktarda dışkı bulunabildiğini, ishalli bir kişinin dışkısında ise milyonlarca mikrop bulunduğunu vurguladı.

Hamilelikte sağlıklı beslenme önerileri

Filed under: Sağlık - 25 Haz 2010

Hamileliğinizi küçük bir çocuk gibi geçirmeyi bırakıp, biraz daha sağlıklı beslenmeye ne dersiniz? Evet, artık siz iki kişisiniz ama bu sizin her şeyden bol bol yiyebileceğinizin bir göstergesi olmamalı. Tükettiğiniz ürünlerin besin değerlerini bilerek yerseniz, bu süreci daha keyifli geçirmenin yanında sağlıklı bir hamilelik de yaşamış olursunuz.

 Annenin kendi günlük yaşantısını sürdürmek için gerekli besin ve enerji öğelerine ek olarak alacağı protein, enerji, vitamin ve mineraller anne ve doğacak bebeğin sağlıklı olması açısından gereklidir. Normal bir hamilelik süresince annenin ortalama yaklaşık 8-12 kg alması beklenir. Bu artışı sağlayabilmek için annenin ek olarak günlük 20 gr. protein, 15-20 mg. demir, 500 mg. kalsiyum ve ortalama 300 kalorilik enerji alması gerek.

Hamilelik döneminizde çeşitli yiyecek gruplarından faydalanabilirsiniz . Yiyeceklerin vücudumuzda çeşitli görevleri var. Görevi aynı olan yiyeceklerden “besin grupları” oluşur. Gruptakilerden biri yerine diğerini yiyerek de doğru beslenebilirsiniz.

Et, yumurta, kurubaklagil grubu: Beyin, kas, kemik ve dişlerin gelişimi ve kan yapımında görevlidir. Protein ve demir kaynağıdır.

Süt ve süt ürünleri: Kemik , diş gelişimi ve büyüme ile görevlidirler. Protein ve kalsiyum kaynağıdır.

Sebze ve meyveler: Büyüme ve gelişme için vitamin ve mineral kaynağı.

Tahıllar: Enerji ve B grubu vitaminleri içerdiklerinden büyüme ve gelişmeye yardımcı olurlar.

Düzensiz beslenme migreni tetikliyor

Filed under: Sağlık - 25 Haz 2010

Selçuk Üniversitesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Emine Genç, migrende kullanılan ağrı kesici hapların zamanla farklı baş ağrılarına neden olduğunu bildirdi.

Genç, migren ağrılarının sıklığının ve şiddetinin açlık, uykusuzluk, üzüntü, stres ve yiyecek gibi farklı nedenlere göre değiştiğini söyledi.

Düzensiz yemek yeme ve sıvı tüketmenin migrenin tetikleyici sebepleri arasında olduğunu ifade eden Genç, ”Bu rahatsızlığı tetikleyen faktörler kişiden kişiye değişebilir. Bazı kişilerde migrenin çikolata yemekle ilgisi olduğu dahi söylenir. Eskitilmiş kaşar peynirleri tiramin, salam ve sucuk gibi yiyecekler nitrit içermelerinden dolayı migren hastalığını ortaya çıkarabiliyor. Migren hastaları, migreni tetiklediğini bildikleri yiyecekleri kesinlikle tüketmemeli. Bunun haricinde hayatlarını kısıtlamalarına gerektirecek bir durum yok” diye konuştu.

Migrenin sıklığının azaltılması için düzenli yemek yenmesi ve düzenli yaşanması gerektiğine dikkati çeken Genç, ”Sakin ve düzenli ruh haline sahip olmak migren için olumlu faktörlerdir. İlaçlar kesildikten sonra migren ağrıları tekrar başlayabilir. Bu ilaçla da ilaç dışı yöntemlerle de öyledir” dedi.

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »